![]() |
description executive summary screening, encoding, recommendations articles links |
|
Bireysel Özgürlük ve Eğitim Mehveş Beyidoğlu*
Bireysel ve toplumsal özgürlüklerin sıkça gündeme geldiği şu günlerde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de belirtildiği gibi tüm halklar ve uluslar, eğitim ve öğretim yoluyla bu hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmeye çağrılır. İşte bu sebepten dolayı eğitimin özgürlüğü de en önemli tartışma konulardan biri haline geldi. Eğitim müfredatı gerek öğretmenler sendikası gerekse çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından incelenmeye ve yeniden elden geçirilmeye başlandı. Bu konuda tarih kitaplarının yeniden yazılmasına varıncaya kadar bir takım önemli adımlar atıldı ve atılmaya da devam ediyor. POST’un ‘Barış için Eğitim’[1] projesinde yer alan araştırmacı grup tarafından yapılan araştırtmaya göre özellikle bireysel ve toplumsal hakların geliştirilmesi için, eğitim sistemimizin bir reformasyondan geçmesi ve özellikle ‘milli kültür’ anlayışının değişmesi gerekmektedir. Proje bulgularına göre, tarih öğretiminin tarafsızlıktan uzak bir anlatım içinde olduğu anlaşılmıştır. Halbuki Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 21. yüzyıl Avrupa’sında tarih öğretimi ile ilgili Tavsiye Kararında[2] da belirtildiği gibi, tarih öğretimi ideolojik çarpıtma ve propaganda aracı olmamalıdır. Tarihin değiştirilmesi veya yanlış delillerin, çarpıtılmış istatistiklerin, sahte fikirlerin yaratılması; bir diğer olayı haklı göstermek ya da gizlemek amacıyla başka bir olayın öne çıkarılması; ‘biz’ ve ‘onlar’ ayrımını yaratabilecek, geçmişin fazlasıyla milliyetçi bir versiyonu; tarihi kayıtların kötüye kullanılması; tarihi gerçeklerin inkar ve göz ardı edilmesi aslında tarihi kötüye kullanmaktır. Devlet ideolojisi, yapısı, rejimin türü, kişi hak ve özgürlüklerini anlayışı günün ekonomik, siyasal, toplumsal koşulları, tüm toplumsal kurumlara dolayısıyla eğitime de biçim verir.[3] İşte bu sebepten dolayı ince bir ayar üzerinde olan eğitimin en tarafsız biçimde düzenlenebilmesi için devlete büyük bir görev düşmektedir. Ne yazık ki dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs’ta da eğitim müfredatı son zamanlardaki yenileme çalışmalarına rağmen arzu edilen noktaya henüz ulaşmamıştır. Kuzey Kıbrıs Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı ve mevzuatı imzalanan protokoller sonucunda uyumlulaştırılmıştır. Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı eğitim programının esas amacı milli kültürü aşılamaktır. Bu sebepten dolayı Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı ilkokulun milli bir kurum olduğunu ve çokça adı geçen ‘milli kültürün’ aşılanması gerektiğini şöyle anlatır: “İlkokul milli bir eğitim kurumudur. Çocukların, milli varlığın birer uzvu olduğu, ileride hangi mesleğe girerlerse girsinler, milli ödevlerini başaracak, milli ülküleri gerçekleştirecek birer Türk yurttaşı olarak yetiştirilmeleri gerektiği hatırdan çıkarılmamalıdır. Bunun için; ilk okul, çocuklara milli kültürü aşılamak mecburiyetindedir. İçinde yetişen bütün alışkanlıkları, ilgileri, hizmet arzusunu verimli bir şekilde kazandırmak ilk okulun önemli ödevidir. Millet, hayatı ve geleceği için gerekli gördüğü bütün değerleri ve ülküleri aşılamayı her şeyden önce ilk okuldan bekler”.[4] Bu yaklaşım hoşgörü ilkeleri esasına uygun, karşılıklı anlayış, insan hakları ve demokrasi gibi temel değerlerin geliştirilmesini engellemektedir. Yine Avrupa Konseyi 21. Yüzyılda tarih öğretiminin amaçlarından birine göre karşılıklı anlayış ve güven duygusu içinde evrensel bir perspektifle insan topluluklarının barışçıl gelişimini sağlamak eğitim politikalarının bir parçası olmalıdır. Bir başka deyişle, tarih eğitimi, milli eğitim siyasetinin aksine, halklar arası uzlaşı, kabul, anlayış ve karşılıklı güven için belirleyici bir faktör olmalıdır. Analiz edebilme, yorum yapabilme, tarihi tarafsız şekilde değerlendirebilme yetenekleri geliştirilmelidir. Bu reformasyondan geçen genç nesiller bireysel ve toplumsal hak ve özgürlüklerine saygıyı geliştirir, ve bundan sonraki nesillere de ışık tutar. Bu noktadan hareketle, Barış için Eğitim projesi yeni tarih yazımının esasını oluşturacak bir dizi önerilerde bulunmaktadır. Her şeyden önce, geleneksel milli eğitim anlayışının aksine, tarih eğitiminin çoğulcu bir anlayış biçimi olmalıdır. Çoğulcu anlayışı öğretmek, çok kültürlü, çok uluslu bir ortamda, günümüz Avrupa’sında olduğu gibi, beraber yaşamayı öğretmek demektir. Bu tür bir tarih öğretimi için en uygun yöntem karşılaştırmalı tarih öğretimidir. Tarih öğretimi “objektif tarih” anlayışını sorgulayabilmelidir. “Bizim tarihimiz” tarafsızdır ve sadece tek bir gerçek vardır: “Bizim tarihimiz”. Bunu ortadan kaldırmak ancak “diğerlerinin tarihini” de öğrenmekle mümkün olabilir. Mesela; aynı konuda “düşmanın” bakış açısını göz önünde bulundurmak. Bu yöntem etnik sorun olan bölgeler için uygun bir yöntem olabilir. Politik ve askeri tarih; sosyal, kültürel ve ekonomik tarihe indirgenmelidir. Kahramanlık öyküleri yerine günlük yaşamın tarihi anlatılmalıdır. Kültürel tarih, ortak tecrübelerin oluştuğu ve tanımlandığı bir alandır. Bunun ışığında, çatışma ve krizlerin geçtiği bu ortak alan kültürel tarih olarak tanımlanabilir. Savaş insanların günlük yaşamda paylaştıkları bir şeydir. Bu paylaşılan şey alternatif tarih öğretiminde ortak bir öğe olarak kullanılabilir. “Yeni” tarih geçmişin harmonisini anlatan kurgusal bir tarih olmamalıdır. Eski yapılanma yeni yapılanma tarafından ortadan kaldırılmamalıdır. Aksine, zıtlıklar ele alınmalı ve sessiz kalınmamalıdır çünkü bilgisizlik önyargıya sebep olmaktadır. Sadece “diğerleri” ile değil ayni zamanda milletler içerisinde olan zıtlıklar sunmak ulus merkezci tarihin özü olan homojen millet düşüncesini zayıflatmamıza yardım etmektedir. Yerel tarih hem tarihsel hem de pedagojik sebeplerden dolayı iyi bir alternatif olabilir. İnsanların yaşadığı yerin tarihi çok kültürlü toplumlarda ulusal söylemin yerine geçebilir.
* Graz Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi ve POST “Education for Peace” için Araştırmacı ve Teknik Danışman
[1]
- İki toplumlu Kalkındırma
Programının desteği ile, UNOPS’un yürüttüğü, USAID ve UNDP’in finanse
ettiği ‘Barış için Eğitim’ Projesi ile daha fazla bilgi
http://www.postteam.org/EducationForPeace_POST.htm
internet adresinde mevcuttur.
[2]
- Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 21. yüzyıl Avrupa’sında tarih
öğretimi ile ilgili Rec (2001) 15 No’lu Tavsiye Kararı
[3]
- Ayşe Demirbolat, Eğitim Bilimine Giriş, “Eğitim Demokrasi
İlişkisi”, Ankara: 1997, s. 141.
[4]
- İlkokul Programı, Fatma Kocaoluk, Şükrü Kocaoluk (editörler),
Kocaoluk yayınevi, Istanbul, Tarsus, Adana, 1999, s. 31.
|
||