description       executive summary       screening, encoding, recommendations       articles       links

POST main page

 

“Yeni Tarih”… Ne Kadar Mümkün?

Hakan Karahasan*

 

Ne kadar ilginç şu tarih dediğimiz şey. Berlin Duvarı yıkılalı 15 yıl oldu. Yıllarca birbirini düşman gören bazı Doğu ve Batı Almanlar bugün soğuk savaş dönemindeki gibi düşman değil, aynı ülkenin vatandaşları artık. Tarihi Brandenburg Kapısı’nın etrafında duvardan hiçbir eser yok. Berlin’de tarih silinmiş olarak duruyor sanki. Diğer bir taraftansa, tarih var; yaşıyor. 2. Dünya Savaşı’nda milyonlarca Yahudiyi öldüren Hitler’in işlediği günahtan arınmak istercesine Berlin’in ortasına bir mezarlık inşa ediliyor bugün.

Kısacası, son 15 yıldır büyük değişim yaşıyoruz. İki kutuplu dünya yerini tek kutuplu dünyaya bıraktı. Geçmişte düşman olan ülkeler bugün birbirleriyle işbirliği yapmaktan çekinmiyor. Federal Alman Cumhuriyeti ile Demokratik Almanya artık tek bir ülke olmuş; öte yandan 2. Dünya Savaşı’nda karşı saflarda olan Fransa ve Almanya bugün birçok konuda ortak hareket etmekten çekinmiyor. “Ezeli düşmanlıktan ebedi dostluğa” doğru yol almaktalar.[1] Şu sıralar, Fransa ve Almanya okullarda okutulmak üzere ortak bir tarih kitabı yazmak üzere kolları sıvamış bulunuyor. Daha önce de 2. Dünya Savaşı’nda birbirine düşman olan iki ülke, Polonya ve Almanya da ortak bir tarih yazmak için bir araya gelmişti.

Peki tüm bunların bizimle ilgisi ne? Dost ve düşman tanımlarının büyük bir hızla değiştiği dünyamızda Kıbrıs’a düşen pay ne olabilir? “Barış İçin Eğitim[2] projesi bize bu konuda bazı alternatifler sunuyor. Kısa adı POST (Proje Araştırmalar Derneği) olan derneğin UNOPS’un katkılarıyla yaptığı araştırma aslında Kıbrıs’ta var olan resmi tarih anlayışının ne kadar da günümüz dünyasından uzakta olduğunu ortaya çıkarmış bulunmaktadır.

Proje boyunca ilkokul 5. sınıf Sosyal Bilgiler kitabının nasıl bir biçimde yazıldığını, bu yazım sürecinin hangi amaç ve amaçlara hizmet ettiğini anlayıp ortaya çıkarmaya çalışırken ulaşılan bulgular gerçekten ilginçti. Proje ile “Öteki”ne karşı nefret ve korku duygularının, milliyetçiliğin nasıl olup da “ekildiği”, günümüz resmi tarihinin nasıl şekillendiği kullanılan metodoloji ile ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır.

Projenin ortaya koyduğu en önemli bulgulardan birisi, “biz”im her zaman haklı, “Öteki”nin ise her zaman haksız olduğudur. Milliyetçiliğin doğasında bulunan “biz” ve “onlar” tezatlığı kitabın daha ilk sayfalarıyla ortaya çıkmaktadır. Kitabın başında “biz” Osmanlı’ya karşı “onlar” ( tüm Hıristiyan alemi) bu tezatlığı oluştururken, Osmanlı dönemiyle birlikte bu ayırım yerini adadaki Rumların hiçbir zaman “biz” Türkleri sevmediği, hatta Osmanlı/Türk bayrağının gönderden indirilip yerine İngiliz bayrağının çekilmesini Rumların büyük bir coşkuyla karşıladığı aktarılmıştır.[3] Bu yönetim değişimini bir kısım Rumun coşkuyla karşılamış olması gerçek olabilir fakat önemli olan bunun bir ilkokul kitabında anlatılış biçimidir.

Sayfalar ilerledikçe kitabın üslubu sizi her zaman haklı olan “biz” ve kötü olan “Öteki” ayırımına sürüklüyor. Ancak bu “Öteki” anlatılırken de, sanki bütün “Ötekiler” aynıymış gibi gösterilmeye çalışılıyor, ki bu da milliyetçi ideolojide sık rastlanan birşey. Sanki bütün Kıbrıslıtürkler (biz) ve Kıbrıslırumlar (onlar) tek tipmiş (homojen) gibi davranılıyor. Bu davranış, farklılıkları görmezden gelerek çocuklara bütün Rumların (“Öteki”nin) kötü olduğunu, buna karşılık bütün Türklerin (“bizim”) ise iyi olduğu temasını anlatmaktadır.

Başka bir değişle, ilkokul 5. sınıf sosyal bilgiler kitabındaki en büyük eksikliklerden birisi “Öteki”ne karşı sorumluluk duyulmamasıdır.[4] Her zaman “kötü, şımarık, yaramaz bir çocuk” gibi gösterilen, ve bu yapılırken “Öteki”ni karşı taraf, bir zıtlık sembolü haline getiren anlayış olsa olsa “karşı taraf”a nefret, kin ve düşmanlık duygularını güçlendirmekten öteye gitmez.

Peki, “Öteki”ni yok sayan bu anlayışın yerine ne önerilebilir? “Yeni tarih” anlayışı ne olmalıdır? Bu konuda, POST’un sunduğu öneriler Bosna Hersek’te savaş sonrası uygulanmaya çalışılan eğitim reformundan “Öteki”ne karşı duyulması gereken sorumluluğa kadar geniş bir yelpazeyi içermekte.

Sosyal bilgiler kitabı temel olmak üzere, bütün eğitim sisteminde yapılması gereken en önemli şeylerden birisi, “Öteki”ni çocuklara bir öcü, canavar olarak yansıtmak yerine geçmişteki olayları o dönemin şartları da anlatılarak (yalnız bu şartlar da anlatılırken kitabın dili şu anki gibi ağır değil, çocukların anlayabileceği, sade ve basit bir dil olmalıdır) olaylara sadece bir pencereden bakmak yerine, kendimizi “Öteki”nin yerine de koyarak; onun da insan olduğunu unutmadan olaylara açıklık getirilmesi hem kitabı okuyan çocuklar açısından hem de bu kitabı çocuklara öğreten öğretmenler için daha iyi olacaktır. Çünkü, yine proje süresince, bazı ilkokul öğretmenleriyle yapılan görüşmelerde, birçok öğretmenin kitabın içeriğini aşırı milliyetçi bulduğu, dolayısıyla kitapta bulunan bu düşmanlığı körükleyen unsurları minimuma indirmeye çalıştıkları bizzat kendileri tarafından belirtilmiştir. Bunun ışığında, yazılan (yazılacak olan) yeni sosyal bilgiler kitabının içeriğinin değiştirilmesi gerçekçilikle de bağdaşmış olacaktır.

Kitapta bulunan diğer sorunlar kısaca şöyle sıralanabilir: eskimiş bilgiler, Kıbrıs tarihinden çok Türkiye tarihinin anlatılması. Özellikle kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihi ile Türklük tarihine Kıbrıs tarihinden daha çok yer verilmesi Sosyal Bilgiler kitabı yerine müfredata eklenecek olan “Dünya Tarihi” dersi ile çabucak çözümlenebilir. Ancak şu da belirtilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihi ve tarih içerisinde Türklük ile ilgili bilgiler de gözden geçirilmeli; tıpkı Kıbrıs tarihinde olduğu gibi, elden geldiğince belgelere dayalı olan bilgi aktarılmalı, duygusal anlatımlardan kaçınılmalıdır. Örneğin, eski Türk devletlerinin yıkılmasında rol alan etkenleri ‘tüm dünya bize karşı’ anlayışı ile incelemektense, o dönemin yapısını göz önünde bulunduran bir anlayışla anlatılmalıdır.

Yine, proje ile ortaya çıkan önerilerden bir başkası ise, tarih boyunca “uluslar”ın, toplulukların, savaşları ve mücadeleleri üzerine yoğunlaşmaktansa, günlük yaşamdan örnekler verilmeli, böylece çocuklara tarihin sadece kavgadan ibaret olmadığı anlatılmalıdır. Ayrıca, çocukların yaşadıkları bölgenin, köyün v.s. (mesela coğrafi tarihi) tarihi anlatılarak çocukların tarihe olan ilgisi arttırılabilir.

Bütün bunların ışığında yazılacak “yeni tarih”, ne geçmişe saplanıp kalmalı ne de geçmişte olan kötü olayları tamamen unutmalıdır. ‘Çünkü geçmişi tam olarak unutmak da tam olarak hatırlamak kadar tehlikelidir’.[5] Ancak, hemen belirtmeliyim, bu geçmişte olan kötü olaylara saplanalım demek değil kesinlikle. Aksine, geçmişte yapılan yanlışlardan ders alıp, geleceği ona göre kurmalıyız. Ve “yazılacak yeni tarih”, ancak geçmişe takılı kalmayıp, “Öteki” olarak görülen başkasının da bizim gibi bir insan olduğunu, ve bizim ona karşı empatiyle yaklaşmamız halinde “onun” da bize empatiyle yaklaşacağını; böylece ‘geleceği kurmak’ yolunda daha olumlu bir adım atmakla olabilir belki. Yeni bir tarih ne kadar mümkün? İşte bu sorunun cevabı bu adada yaşayan bizlere bağlı..

 

 

*Doğu Akdeniz Üniversitesi Yüksek Lisans ve Araştırma Enstitüsü Araştırma Görevlisi ve POST “Education for Peace” için Araştırmacı ve Teknik Danışman


[1] Tabii ki “ebedi dostluk” derken buradaki kastım geçmişteki düşmanlığın günü yaşamaya engel olmamış olması. Yoksa Fransa ve Almanya’nın “ebedi bir dostluk” içinde yaşayıp yaşamayacakları yıllar sonra görülebilinecek.
[2] USAID ve UNDP’nin  finanse ettiği ve UNOPS’un yürüttüğü İki Toplumlu Kalkınma Programı’nın desteği ile gerçekleştirilen ‘Barış için Eğitim’ Projesi ile ilgili daha fazla bilgi http://www.postteam.org/EducationForPeace_POST.htm internet adresinde mevcuttur.
[3] Yazı boyunca Türk ve Rum kelimelerini kullanmamın sebebi, genelde herkesin bu biçimde yazmasıdır; yoksa yazının göstermeye çalıştığı “biz” ve “onlar” ayırımını körüklemek değil.
[4] Öteki’ne karşı sorumluluk duygusu için Litvanya doğumlu Fransız filozof Emmanuel Levinas’ın yapıtlarına bakılabilir. Türkçesi için, bkz: Emmanuel Levinas. Sonsuza Yakınlık: Metis Seçkileri. İstanbul: Metis Yayınları, 2004. Türkçe’deki çeviride Levinas’ın Autre ve Autrui’den bahsederken “başkası” sözcüğü kullanılmış; ancak ben burada “Öteki” sözcüğünü kullanmayı uygun buldum.

[5] Hatırlama ve Unutma üzerine, bkz: Benedict Anderson. Hayali Cemaatler. İstanbul: Metis Yayınları;

Yiannis Papadakis. Perceptions of History and Collective Identity: A Comparison of Greek Cypriot and

 Turkish Cypriot Perspectives. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Cambridge Üniversitesi, 1993.
Bu alıntının da bulunduğu kısım için  “The Politics  of Memory and Forgetting” başlıklı yazısı için,
http://www.cyprus-conflict.net/papadakis.diss.html adresine bakınız.